Cuma 4 Eylül 2026 - 21:58
Amerika ve Emperyalizmin İslam İnkılabı Karşısındaki 9 Zayıf ve Kırılgan Noktası / İran Halkının Direnişi Tüm Dünyayı Hayrete Düşürüyor

Havza / Kum Cuma Namazı hatibi şöyle dedi: “İran halkının ve rehberliğinin emperyalizme karşı direnme konusundaki gücü, tüm dünyayı hayrete düşürmüştür. Onlar, bir halkın dünyanın bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset ve askerî açıdan en büyük gücüne karşı durabileceğini düşünmüyorlardı.”

Havza Haber Ajansı muhabirinin haberine göre Ayetullah Ali Rıza Arafî, Kudüs Musallası’nda gerçekleştirilen 4 Eylül Cuma Namazı hutbelerinde, son dönemde yaşanan dayatılmış savaş hakkında analiz yapmanın önemine değinerek şunları söyledi: “Öncü ve ön safta yer alan bir millet olarak üzerimize düşen görev ortadadır; ancak bu açıklamaların ve anlatımların günümüz nesli ve gelecek nesiller için sürdürülmesi yol gösterici olabilir. Zira içinde bulunduğumuz mücadele, son yüzyılda İslam ile emperyalist cephe arasında yaşanan emsalsiz bir mücadeledir.”

Kum Cuma İmamı şöyle vurguladı: “İran halkının ve rehberliğinin emperyalizme karşı direnme konusundaki gücü, bütün dünyayı hayrete düşürmüştür. Onlar, bir milletin dünyanın bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset ve askerî açıdan en büyük gücüne karşı durabileceğini düşünmüyorlardı.”

Ayetullah Arafî şöyle ifade etti: “Bu güç ve kudret; Cuma günlerinden, intizar ve Mehdeviyet inancından, büyük şehitler kafilesinden ve merhum İmam’ın düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde bunun bir benzeri yoktur; ancak sizden örnek almış olan yerler bunun dışındadır. Bu eşsiz cevheri korumamız gerekir.”

İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafî, konuşmasının devamında Amerika ve emperyalizmin İslam İnkılabı karşısındaki zayıf ve kırılgan noktalarını açıklamaya başladı.

Birinci: Zulüm Üzerine Kurulmuş Medeniyet

Batı medeniyetinin temellerinde tarih boyunca yaşanan haksızlıklar ve zulümler bulunmaktadır. Batı’nın birçok ilerlemesi, Asya, Afrika ve Doğu’nun sömürgeleştirilmesi üzerine kurulmuştur. Tarih, zulüm ve haksızlığın bilimsel ve teknolojik dönüşümlerin temel yapılarına kadar nüfuz ettiğini göstermektedir.

Onlar İngiltere, Portekiz ve diğer Batılı ülkelerin sanayisini ilerletmek amacıyla Afrika’nın madenlerini yağmaladılar ve halkını köleleştirdiler. Zulüm üzerine kurulmuş bir saray kırılgan olur.

İkinci: Dünyanın Onlardan Nefret Etmesi

Dünyanın Batı’nın emperyalist anlayışına karşı duyduğu nefret ve tiksinti sınırsızdır. Ancak büyük bir cesarete ve güçlü liderlere sahip olmadıkları için “Kahrolsun emperyalizm” ve “Kahrolsun Amerika” diyemiyorlar; bu nedenle sessiz kaldılar.

Üçüncü: Gelişmiş Ancak Karmaşık Ekonomi

Ekonomileri ve ekonomik sistemleri büyük ölçüde gelişmiştir. Ancak bu ilerlemeler, onları kırılgan hâle getiren birtakım karmaşıklıklar da meydana getirmiştir.

Dördüncü: Yolsuzluğa Dayalı Ekonomi

Bugün de onların ekonomisi; yolsuzluk, ayrımcılık ve dünya ülkelerinin kaynaklarını yağmalama üzerine kuruludur. Hiç utanmadan Venezuela liderini kaçırdılar. “Onların petrol gelirleri bizim hesaplarımıza aktarılıyor” diyorlardı ve bundan hiç utanmıyorlardı. İşte bu yolsuzluk, onları kırılgan hâle getirmiştir."

Ayetullah Arafî sözlerine şöyle devam etti: “Şimdiye kadar hiç kimse sizin karşınızda durmamıştı. Ancak bugün İran halkı, İslam İnkılabı, Direniş Ekseni ve İslam ümmeti, Allah’ın yardımıyla sizin karşınızda duracaktır.”

Beşinci: Refah Düşkünlüğü ve Büyük Şoklara Karşı Dayanıksızlık

Onlar refah içinde boğulmuş durumdalar. Temelleri sallantıda olan sahte refahların içerisindeler. Onlarda direnç ve dayanıklılık oldukça zayıftır ve bu durum onları kırılgan hâle getirmiştir. Direniş ve İslam İnkılabı adı verilen sağlam bir kayaya çarptılar. Bugün cahil Trump ne yapacağını şaşırmış durumdadır.

İlim Havzaları Müdürü vurguladı: “Allah’ın yardımıyla Hürmüz Boğazı’nda, Babülmendep’te ve dünyanın diğer noktalarında size büyük şoklar yaşatacağız.”

Altıncı: Bizi Tanımamaları

Yeni yöntemlerimizi, asimetrik savaş yöntemlerini ve diğer klasik olmayan savaş yöntemlerini tanımamaları, sizin bir diğer zayıf noktanızdır. Bunun bir kısmını gördünüz; diğer kısımlarını da göreceksiniz.

Yedinci: Amerika Demokrasisinin Siyasi Tıkanmışlığı

Amerika’nın kendi içinde bir demokrasisi vardır; ancak onların demokrasisi siyasi bir tıkanma noktasına ulaşmıştır. Amerika’da çok sayıda ses vardır fakat bu seslerin başvurabileceği bir merci yoktur. Bu durum da onları kırılgan hâle getirmiştir.

Sekizinci: Çifte Standartlar

Seçim ve halk egemenliği bulunmayan Suudi Arabistan ve Emirlikler, Amerika’nın gözdesidir. Ancak halk egemenliğine sahip ülkeler Amerika tarafından nefretle karşılanmaktadır. Çifte standartlar, bütün dünyanın onlardan tiksinmesine yol açmıştır.

Dokuzuncu: Hesaplama Hataları

Önceki hutbelerde, Amerika’nın son savaşta yaptığı 15 hesaplama hatasını sıralamıştık. İlk hatanız, gasıp İsrail rejiminin karşısında yaptığınız yanlıştı. Kalbimiz, bir grup cahil ve zorbanın sizi değersiz ve gasıp İsrail’in esiri hâline getirmesine üzülen Amerika halkı için yanıyor. Sizi, içinde mahsur kaldığınız bir savaşa girecek şekilde kandırdılar."

Ayetullah Arafî sözlerine şöyle devam etti: “Düşmanlar, İran’daki karşıt kesimi dahi doğru düzgün tanımadılar ve korkak insanların kendilerine yardımcı olabileceğini düşündüler. İran’ın büyüklüğünü ve ihtişamını, silahlı kuvvetlerini doğru şekilde tanımadınız. Amerika halkının bir girişimde bulunması beklenmektedir.”

İlim Havzaları Genel Müdürü, düşmanlara hitaben şöyle konuştu: “İran halkı ve onurlu İran’ın mantığı sizin yakanıza yapışacaktır. Ya doğru mantığa ve verdiğiniz sözlere geri dönün ya da ilahi mücadelelerin devamına hazırlanın ve ‘Lebbeyk Ya Resulullah! Lebbeyk Ya Hüseyin! Lebbeyk Ya Şehitler! Lebbeyk Ya Hamaney!’ nidalarını duyun.”

Anayasayı Koruyucular Konseyi Fakihler Konseyi üyesi Ayetullah Arafî şunları hatırlattı: “Yetkililer bu halkın değerini bilsinler, sorunların giderilmesi için çaba göstersinler ve o temiz kanın intikamını almak ve Allah yolunda cihat etmek için ilerlesinler. Yetkililer ve bütün siyasi/ toplumsal akımlar bu milletten ders alsın ve milletle yaptıkları ahde sadık kalsınlar.”

Ardından şöyle ifade etti: “Kültürel meseleler, İslam İnkılabı’nın devamlılığının temel unsurlarındandır. Toplumun temizliği, iffet ve tesettür ile toplumsal zararların azaltılması, toplumun ihtiyaç duyduğu zorunlu hususlardandır. Hepimiz, kirlilikleri ve olumsuzlukları azaltmak ve Hz. Masume’nin (s.a.) şehri Kum’un nurlu çehresini daha da temiz hâle getirmek için çaba göstermeliyiz.”

Ayetullah Arafî, Emniyet Güçleri ve Adliye Teşkilatı’na teşekkür ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Meselelerin çözümü, herkesin iş birliğini ve Kum’un nurlu çehresinin temizlenmesi için genel bir kararlılığı gerektiriyor. Yıllardır Kum, İslam’ın ve dinin merkezi ve ilahi değerlerin öncüsü olmuştur. Bu rol devam etmelidir. Din âlimleri, yetkililer, çeşitli kurumlar, esnaf ve şerefli halk bu konuya gereken önemi vermelidir.”

İş Birliği Günü’ne değinen Ayetullah Arafî şöyle dedi: “Doğru temellere dayanan kooperatif ekonomisinin önemine vurgu yapılmalıdır. Ne yazık ki bugün, özel sektör ve devlet ekonomisinden farklı olan kooperatif ekonomisini, yasalarda öngörülen biçimde geliştiremedik. Ümit ediyoruz ki bu alan da diğer iki alanın yanında ülkenin ilerlemesi için dikkate alınır.”

Yabancılar Karşısında Onurlu Duruşun Kuralları

Ayetullah Arafî, birinci hutbede yabancılar karşısında onurlu duruşun kurallarını açıklayarak şöyle dedi: “İzzet ile sabır ve direniş, İslam toplumunun sorunlar, olaylar ve zorluklar karşısındaki temel ilkelerindendir.”

İlim Havzaları Genel Müdürü, izzet ve sabrın ayakta kalmanın ve düşmana karşı zafer kazanmanın sırrı olduğuna işaret ederek şöyle konuştu: “Sabır ve direniş, büyük toplumsal boyut kazandığında, halkın 200 gece boyunca sokaklarda sergilediği destan gibi mucizeler ortaya çıkarabilir.”

Anayasayı Koruyucular Konseyi Fakihler Konseyi üyesi, basiret ve bilinçli bakışı üçüncü unsur olarak nitelendirerek şunları ekledi: “Basiret ve bilinç, düşmana karşı dayanıklılık ve direnişte, milletin ve İslam ümmetinin önündeki zorlukları ve çetin geçitleri aşmada önemli bir role sahiptir.”

Kum Cuma İmamı sözlerine şöyle devam etti: “Allah, Yusuf Suresi’nde şöyle buyurmaktadır:

De ki: İşte benim yolum budur. Ben ve bana uyanlar, basiret üzere Allah’a davet ederiz. Allah her türlü eksiklik ve noksanlıktan münezzehtir. Ben de müşriklerden değilim.

Ardından şöyle açıklamalarda bulundu: "Bu ayetin üç temel ekseni vardır:

Birinci eksen: Resulullah'ın (s.a.a.) ilahi ihlas ve halis tevhide davet etmesi. Alemdeki tüm güçlerin elinde bulunduğu Allah'a davet.

İkinci eksen: Peygamber'in (s.a.a.) daveti yüzeysel, sıradan ve basiretsiz bir davet değildir; aksine akıl, hikmet, kavrayış ve basiret ile yapılan bir davettir.

Üçüncü eksen: Bu davet son bulacak bir şey değildir ve belli bir zaman dilimine özgü değildir; aksine Resulullah'ın (s.a.a.) insanlığın önüne açtığı ebedi bir yoldur ve O'ndan sonra da takipçileri bu yolu sürdürmektedir.

Rivayetlerde ‘bana tabi olanlar’ ifadesinin Hz. Ali (a.s.) ve İmamlar (a.s.) olduğu belirtilmiştir. Ancak açık ki onlar Allah'a giden bu hareketin önderleri ve halkı Allah'a hidayet etmenin öncüleridir; fakat toplumun hidayeti yalnızca onlarla sınırlı değildir."

Bu yolun devam ettiğini ve günümüzde İslam İnkılabı'na ulaştığını belirterek şunları ekledi: "Dirilmiş olan bu millet ve İslam ümmeti bu davete icabet etmiş olup bu yolda ilerlemektedir."

Kum Cuma İmamı sözlerini şöyle sürdürdü: "Ayetin sonunda ‘Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim, ben müşriklerden değilim’ diye vurgulanmaktadır; yani Resulullah'ın (s.a.a.) ebedi mutluluğa doğru yönlendirdiği bu yolun odak noktası yalnızca Allah'tır. Kalpleri sadece Allah'a bağlamak gerekir."

‘‎Onların çoğu, ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler’ ayetine işaret ederek şöyle dedi: "Müminler arasında herkes halis tevhide ve ihlasa ulaşabilmiş değildir. Birçoğu Allah'a iman etmektedir; ancak imanları halis olmadığı için gizli şirkle kirlenmiştir ve Allah'a inanmanın yanı sıra başka güçlere de bel bağlamaktadırlar."

İlim Havzaları Genel Müdürü şunları söyledi: "Rivayetlerde gizli şirkin, karanlık bir gecede siyah bir kayanın üzerinde yürüyen siyah bir karıncadan daha gizli olduğu ifade edilmiştir. Yani o karıncayı fark etmek nasıl zorsa, şirkin bu türünü tespit etmek de öyle zordur."

Ben Allah'a basiret üzere davet ederim’ ayetinin Allah'a davet ve O'nun yolunda cihat hususunda basiret rüknünü vurguladığına işaret ederek konuşmasına şöyle devam etti: "Basar (görme) ile basiret birbirinden farklıdır. Basar; maddi göz ve zahiri duyularla ilgilidir, basiret ise batıni kavrayış, içsel nur, akli idrak ve yolun karmaşıklıklarını tanımakla ilgilidir."

İlim Havzaları Müdürü şunları ekledi: "Sözlükte basiretin akıl veya zeka anlamına geldiği belirtilmiştir. Fetanet (keskin zeka) ve kavrayış, sıradan bir bilgiden farklıdır. Fetanet; derinlemesine kavramak, zor zamanlarda doğruyu görmek, musibetlerin katmanlarını tanımak ve fitne ortamında hakikati teşhis etmektir."

Herkesin gizli boyutlara nüfuz edemeyeceğine değinerek şöyle dedi: "Basiret; yolu tanımak, hücceti (doğru delili) ayırt etmek, yolu kaybetmemek ve toz duman ile fitnelerin, durumu kendisi için belirsiz kılmaması demektir."

Kum Cuma İmamı sözlerine şunları ekledi: "İnanç boyutunda basiret; Allah'ı anlamak, geleceği ve kıyameti teşhis etmek, maddi alemin kendisini varlığın hakikatini anlamaktan alıkoymaması demektir. Ancak bu basiret, Allah yolunda sosyal alanlarda yürümek için yeterli değildir; bunun yanı sıra kültürel, sosyal ve siyasi basiretin de bulunması gerekir. Allah'a davet yolunda hak yolu tanımak, şeytani ve karanlık sesler arasında kaybolmamak, hak yola karşı oluşturulan toz duman ve fitnelerde boğulmamak hakikatin ikinci rüknüdür."

Bu ayetin hem inançsal hem de sosyal basirete işaret ettiğini belirten Ayetullah Arafi şunları söyledi: "İmam Hüseyin (a.s.) Aşura yolunda bu ayeti defalarca okumuştur; böylece basiretin iki boyutu olduğunu göstermek istemiştir:

Birinci boyut: Allah'ı tanımak, meadı (ahireti) tanımak ve inanç esaslarının sağlamlığıdır.

İkinci boyut: Hücceti ve yolu tanımak, yolda yürümek; hileleri, tuzakları ve fitneleri bilmektir."

İlim Havzaları Müdürü sözlerini şöyle tamamladı: "Sahasında basiret, düşmana karşı basiret, hilekarların mekrine karşı basiret ve düşmanın kurguladığı akımlara kapılmamak basiretin türlerindendir."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha